Bir müşterek olarak kenti düşünmek, kent hakkını korumayı amaçlar. Kent bir müşterekse kentin sokaklarında ne yaşanacağı, tepeden inme değil dipten gelen bir karar mekanizması ile belirlenir.
Bir müşterek olarak kenti düşünmek, ‘’kentin iştirakçıları kim?’’ sorusunu doğurur. Bu soru, kente bakışta vegan bir perspektif ile, hayvanları da bu müşterekte iştirakçı olarak konumlandırır.
Bir müşterekte iştirakçı olmak sömürülmeyecek olmayı imler. Bugün deneyimlediğimiz haliyle hayvanlar, birer iştirakçı oldukları kentlerde; türlü ekonomik zincirlerde köleleştirilir, evlerinden edilir, barınaklara hapsedilir, tedaviye erişemez, açlık ve susuzluk gündelik bir yaşam mücadelesidir.
Hayvanları müşterekler için iştirakçı olduğunda ısrarımız, kent politikalarındaki yerlerini korumak için gereklidir.
dolayısıyla Vegan Bakışı Kent, katliam yasası ile hayvanlar öldürülmeye devam edilirken, cesur ve emin bir üslupla vegan kent politikaları üretmeyi, vegan bir kentin nasıl kurulacağını tartışmaya açmak için kurulmuştur.
Sokak hayvanlarının müştereklere iştirakçı olduğunu hatırlatmak, bir kentte vegan seçeneklerin bulunması anlamına gelen ‘’vegan dostu şehir’’ beklentisinin ötesindedir.